İlginç Bilgiler

20 İlginç Kitap İsimi

Günümüzde bir çok kitap yayınlanmaktadır. Bunların kiminin içi kimin dışı ilgimizi çeker. NeOkur‘un listelediği ilginç isimli kitapları sizin için düzenledim, keyifli okumalar.

(Not: Açıklamalar tanıtım bülteninden alınmıştır.)

1) Androindler Elektirikli Koyun Düşler Mi? -Philip K. Dick

m1
Android’ler Elektrikli Koyun Düşler mi?, ilk kez 1968 senesinde yayınlanan Philip K. Dick tarafından yazılan bilim kurgu romanıdır. Hikaye örgüsü, bir android avcısı Rick Deckard’ın, ikinci bir avcı John İsidore isyancı androidlerin peşinden gitmesi anlatılır. Roman insanlık felsefesini inceler. 1982 yılında Hampton Fancher ve David Peoples’ın kitaptan uyarladıkları senaryo Ridley Scott tarafından Harrison Ford’un başrolde olduğu Bıçak Sırtı adlı filme çekildi. Kitabın devam romanlarının başlığı da Blade Runner olarak kondu.
Kitap 1968 yılında Nebula Ödülleri’nde adaylık elde etti. 1998 yılında ise Locus Poll Ödülleri’nde 1990 yılından önce yayımlanmış en iyi bilim kurgu kitabı seçildi.

2) Karını Şapka Sanan Adam -Oliver Socks

m2
Somut zamanda “kayıp” olan bir insanın varlığını oturtabileceği, kendini var kılabileceği bir yer var mıdır? Varlığının farkında bile olmadan kullandığımız duyularımızın küçük bir kısmını kaybettiğimizde neler olabilir? Profesör Sacks’tan romantik tavırlı, geniş ve açık uçlu yaklaşımlarla örülmüş “ciddi” bir kitap.
Sıradan her insan için “zihinsel” bir yolculuk, nöroloji ile ilgilenenler içinse kaçınılmaz bir kitap

3) Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu -Haruki Murakami

m3
Somut zamanda “kayıp” olan bir insanın varlığını oturtabileceği, kendini var kılabileceği bir yer var mıdır? Varlığının farkında bile olmadan kullandığımız duyularımızın küçük bir kısmını kaybettiğimizde neler olabilir? Profesör Sacks’tan romantik tavırlı, geniş ve açık uçlu yaklaşımlarla örülmüş “ciddi” bir kitap.
Sıradan her insan için “zihinsel” bir yolculuk, nöroloji ile ilgilenenler içinse kaçınılmaz bir kitap

4) Piedra Irmağı’nın Kıyısında Oturdum Ağladım -Paulo Coelho


m7
… ‘Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum, Ağladım’, yazarın Türkçe’deki ikinci kitabı. Bu kitap, bir tutkunun, bir aşkın öyküsü. Öyle bir aşk ki, bir kadınla bir erkek arasındaki tutkunun, giderek bir sonsuzluk tutkusuna dönüştüğünü görüyoruz. ‘Paulo Coelho’, gerçekle gerçeküstünü, ülkesinin mitolojisinden yararlanarak bütünleştirebilen ilginç bir yazar; bu romanında, dünyanın gizlerini içinde taşıyan bir aşkın öyküsünü dile getiriyor. Yirmi üç dile çevrilen ve dünyada 2,5 milyon okurla buluşan bu romanın da ‘Simyacı’ gibi sevilerek okunacağını umuyoruz.

5)Okumadığınız İçin Teşekkürler -Dubravka Ugresic

m5
Neden kitapçı raflarını giderek artan sayıda “kötü kitap” doldurmaya başladı? Neden okur “iyi edebiyat”a sırt çeviriyor? Gün geçtikçe neden daha çok yazar şuh pozlar veriyor? Yayın dünyasında bu ve benzeri soruların giderek daha çok dillendirilmeye başladığını görüyoruz. Sakın kitabın metalaştığı, değerlerin aşınıp her şeyin piyasanın acımasız kurallarına terk edildiği bir dünyanın kaçınılmaz bir sonucu olmasın bu!..
Okumadığınız İçin Teşekkürler adlı kitabında Dubravka Ugresiç, Doğu Avrupalı bir Hırvat yazar olarak çuvaldızı kendine iğneyi dünya kitap piyasasına batırarak, günümüz yayıncılığını mercek altına alıyor ve diyor ki: Eğer Thomas Mann bugün yazmış olsaydı ABD’de kitabını basacak bir yayınevi bulamazdı; ona kitaplarının yeterince seksi olmadığı söylenirdi.Oyuncul ama sert eleştirilerini yönelttiği yayın dünyasında, ajansların, editörlerin, süpermarketlere dönen kitapçıların, dağıtımcıların günümüzdeki durumunu gözler önüne seriyor Ugresiç. Bir kitap fuarını ziyaret eden Joan Collins örneğiyle, yazarların yazarlık meziyetine değil şöhretine, hatta “et”ine bakıldığını, kitap fuarlarının kitapla alakasının kalmadığını, editörlerin yazarların yerine geçtiğini, herkesin yazar olduğunu ve dolayısıyla yazar olmanın anlam ve önemini yitirdiğini anlatıyor.
Bakın diyor bütün dünyadaki “çoksatar” listelerine, ilk sıralarda edebiyat yapıtları yerine çok büyük bir ihtimalle bu büyük şovun bir parçası olarak üretilmiş kitapları görürsünüz.
Okumadığınız İçin Teşekkürler bir bakıma liberal kapitalist dünyanın kültüre, insana ama özellikle de kitaba ne yaptığının hikâyesidir.

6) Bahçedeki Gidonları Kromajlı pırpı da Neyin Nesi? -Georges Perec

m4
Nice harp akademisinin ödüllendirmekte bir an bile tereddüt etmeyeceği bir yazardan, askerlik sanatı ve insanlık halleri üstüne bir sinsi gülüş. Dikkatimizden kaçmasın sakın: Bu romandaki, savaşın en canalıcı anında, imdat isteyen genç bir askerin Cezayir cehennemine düşmemesi için ellerinden gelen her şeyi yapan (ama heyhat! başarıya ulaşamayan) yiğit gençler, Ajax ve Aşil’in, Herkül ve Telemak’ın, altın postu arayan Argonotların, Üç Silahşörler’in ve hatta Kaptan Nemo’nun, Saint-Exupéry’nin, Teilhard de Chardin’in hakiki mirasçılarıdır.
Destanın güzelliklerine duyarsız kalacak okurlara gelince, onlar da bu küçük kitapta, keyif almalarına yetecek miktarda konu dışı öykücükler, mevzudan sapan hoşluklar ve, bilhassa belirtmeliyiz ki, en zor beğenenleri bile tatmin etmesi gereken bir zeytinli pilav tarifi bulacaklar.

7) Platon Bir Gün Kolunda Bir Ornitorenkle Bara Girer -Daniel Klein

m6
Felsefe mi? Felsefeyi anlamak için büyük bir dehanın zekâsına ve peygamber sabrına sahip olmak gerekir. Bu doğru değil! Bu komik, ele avuca sığmaz, çok yönlü ve zengin içerikli kitap bu efsaneyi yerle bir ediyor.
“Platon Bir Gün Kolunda Bir Ornitorenkle Bara Girer…” ile birlikte kendinizi olağanüstü eğlenceli bir felsefe dersinin içinde bulacaksınız. Felsefi kavramların esprilerle nasıl aydınlatılabileceğini, mizahın da aslında büyüleyici bir felsefi içerik barındırdığını göreceksiniz. Ama bir dakika… Bu iki kavrayış yolu, yani felsefe ile espri aynı şey mi yoksa? Fıkra ve esprilerin kuruluşu ve etkisiyle felsefi kavramların kuruluşu ve etkisi aynı malzemelere dayanmaz mı? İkisi de aynı şekilde aklımızı gıdıklamaz mı? Şey, biraz düşünüp sonra söylesek?
Harvard’lı iki felsefe profesöründen “güldürürken düşündüren” bir Stand-Up

8)Nietzsche Öldü! Bir Hipopotam Olarak Yeniden Doğdu… -Daniel Klein

m8
2010’un en çok satan kitaplarından “Platon Bir Gün Kolunda Bir Ornitorenkle Bara Girer…”in yazarlarından sizi mizah yoluyla felefesinin, teolojinin ve psikolojinin kıyılarında dolaştıran yeni bir kitap! Matrak filozoflarımız bu sefer yaşamı, ölümü ve ölümden sonrasını kurcalıyorlar. Kimler yok ki kitaptta: Freud! Marx! Socrates! Buda! Woody Allen! Spinoza! Kierkegard! Schopenhauer! Camus! Nietzsche! Ve, tabi ki, Heidegger..

9)Borges ve Sorunsuz Orangutanlar -Luis Fernando Verissimo

m9
Yıl 1985, Poe uzmanları, İsrafil Cemiyeti tarafından düzenlenecek bir kongre için Buenos Aires’te bir araya gelir. Kokteyl gecesi Poevari bir cinayet işlenir. Bu cinayetin ardındaki sır perdesini aralamaksa Borges, Vogelstein ve Cuervo üçlüsüne düşer. Poe, Borges, Lovecraft ve Zangwill göndermeleriyle şekillenmiş bu polisiye kurguda esrarı çözmek için izleri sürülen ipuçları ancak edebî bir beyin fırtınasıyla anlam kazanacaktır. Borges’le gerçekleştirilen uzun bir diyalog olarak kurgulanmış bu hikâyenin yazarı, üstadı olarak gördüğü Borges’i hem başkahraman hem de anlatıcı olarak olay örgüsünün merkezine yerleştirir. Böylelikle tüm ihtimaller, gerçeğe dönüşebilmek için Borges’i bekler.

10) Prozac’ı Bırak Platon’a Bak -Lou Marinoff

m10
Bir ikilemle karşı karşıya kaldığınızda – bu ister ilişki yürütmek, etik bir yaşam sürmek, kariyer değişikliği ile mücadele etmek veya hayatınızın anlamını bulmak olsun – yüzyıllar önce yaşamış olan dünyanın en önemli düşünürleri, kişisel inançlarınıza uygun bir çözüm bulmanız için size kılavuzluk edecektir. Kierkegaard’ın ölümle başa çıkma hakkındaki düşüncelerinden, Yi Çing’in değişime uyum sağlama hakkındaki ilkelerine dek, bu eser felsefeyi erişilebilir hale getirmekte ve gündelik sorunlarınızı çözmek için felsefeden faydalanma yollarını göstermektedir.
Artık pahalı terapistlere, ilaç tedavisine ve uzun vadeli analize ihtiyacınız kalmayacak. Dr. Lou Marinoff’un tavsiyelerini kendi ihtiyaçlarınıza uyarlamanıza yardımcı olmak üzere ortak sorunlarla açık bir şekilde düzenlenen bu kitap, psikoterapi ile dişe diş bir mücadele veren kendi kendine iyileşme terapisi için akıllı, etkili ve ikna edici bir reçete sunmaktadır.

11)Lanetlilerin Saç Stili -Joe Meno

m11
“Bu şarkı da bana; bir keresinde Gretchen’le tepesinde “sürücü adayı” yazan bir aracı, tamgaz takip etmenin eğlenceli olduğunu söylediği ana eşlik ediyor. Gretchen, zavallı çocuğun kuyruğuna takılmış, zigzaglar çiziyor, her ışıkta klaksona basıp onu rahatsız ediyordu, ta ki… Gretchen, geri geri gitmeye çalışırken park etmiş bir başka araca geçirdi ve aracın farlarını tamir ettirmek için iki yüz papel bayıldı. Bu sırada arabada çalan şarkı “Hateful’du, yani Nefret.”
Metal ve rock müzik hayranı Brian Oswald ve onun en yakın arkadaşı, ağırsıklet, şamatacı, punkçı Gretchen birer liselidir. Ve müzikle yatıp müzikle kalktıkları dünyalarında ilk gençlik yıllarına ilişkin bütün sorunları yaşamaktadır. Brian, Gretchen’e âşıktır; ne var ki Gretchen kendisinden yaşça büyük, liseli kızların belalısı, tam bir serseri olan Tony’ye âşıktır.
Bu roman bir anlamda, Brian’ın bedenini ve çevresini keşfetme serüvenidir. Hem de şiddet, korku ve merak eşliğinde. Ama aynı zamanda müziğin arka plan oluşturduğu, ustaca kurgulanmış bu romanda giyim tarzlarından argo konuşmalara gençliğe dair pek çok şey bulacaksınız. Belki de kendinize, kendi ilk gençlik yıllarınıza dair…

12) Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği -Milan Kundera

m12
Varolmanın Dayanılmaz Ağırlığı, Nikola Tesla’nın eserlerinden özenle derlenmiş bir seçkidir. “Nefretiniz elektriğe dönüştürülebilseydi bütün dünyayı aydınlatmaya yeterdi.” “Bütün canlılar evrenin çarkında iç içe geçmiş dişlilerdir.”

13)Postmodernci Kapıyı İki Kere Çalar -Gilbet Adair

m13
Coca-cola kutusu bir laleden daha tanıdık hale geldiyse bundan kim sorumludur? Birine “seni seviyorum” demek niçin bu kadar kolay ve bu kadar zordur? Barthes ve Eco’nun mirasında kendine pay gören yazar, mizahla yüklü bir kültür eleştirisine girişiyor. Bundan payını alanlar arasında Rambo ile birlikte Andy Warhol, Woody Allen, Fred Çakmaktaş, Rock grupları, Mickey Mouse, Jodie Foster ve Mona Lisa da var…

14)Karanlığın Sol Eli -Ursula K. Le Guin

m13
“Bilimkurgu”nun en önemli iki ödülü olan Hugo ve Nebula’yı kazanarak kısa zamanda türünün klasikleri arasına giren Karanlığın Sol Eli, dünyamıza çok benzeyen Kış adlı bir gezegende geçer. Bu gezegende yılın en sıcak zamanlarında bile yarı-kutup iklimi yaşanır ve tüm sakinleri çift cinsiyetlidir (androjen). Cinsel kimliğin bir statü ya da güç aracı olarak kullanılmadığı bu gezegende kişiler yılın belli bir döneminde o anki hormonal durumlarına göre erkek ya da kadın olmaktadırlar. Öyle ki, birkaç çocuk doğurmuş bir ana daha sonra başka çocukların babası olabilmektedir. “Arkadaşlık” ve “sevgililik” arasındaki “boşluk” anlamsızlaşmış; insan düşüncesini belirleyen düalizm eğilimi azalmış; insanlığın güçlü/zayıf, koruyucu/korunan, hükmeden/hükmedilen, sahip olan/sahip olunan… ve benzeri ikiliklerini oluşturan temeller zayıflamış gibidir. Cehaletin, şimdinin, mevcudiyetin ilerlemeden daha gözde olduğu bir gezegendir Kış.
Bir gün Kış’a uzaydan bir erkek elçi gelir ve onların da katılmasını istediği bir gezegenler birliğinden söz eder… Elçinin gelişiyle birlikte yerli ile yabancı, erkek ile dişi, benzerlik ve benzemezlik, parça ile bütün arasındaki ilişki ve çelişkiler insanlardaki karşılıklarını bulup yaşamaya başlar…
Zihni kapasitesini zorlayan hayaller kurmayı hâlâ sevenler için…

15)Bir İkea Dolabında Mahsur Kalan Hint Fakiri’nin Olağanüstü Yolculuğu -Romain Puertolas

m14
Bir dolandırıcı olan Racastan’lı Hint Fakiri Ajatashatru Lavash Patel, çivili bir yatak satın almak için, cebinde sahte bir yüz euroyla Paris’teki Ikea mağazasına gelir. Basit bir gidiş-dönüş yolculuğundan ibaret olacağını düşündüğü seyahati, Avrupa’nın dört bir yanına, hatta Kaddafi sonrası Libya’ya uzanan bir maceraya dönüşür. Çeşitli ulaşım araçlarıyla kat etmek zorunda kaldığı uzun yollar ve yollarda karşılaştığı “güzel ülkelere” ulaşmaya çalışan göçmenler, bu üçkâğıtçı ama bir yanıyla da saf Fakir’i kökten değiştirecek, hatta hayatına bambaşka bir yön verecektir.
Otuz altı ülkede yayımlanan, otuz üç dile çevrilen ve genç yazara çeşitli edebiyat ödülleri kazandıran Bir Ikea Dolabında Mahsur Kalan Hint Fakiri’nin Olağanüstü Yolculuğu, içerdiği Monty Python tarzı mizah kadar, göçmenlik konusuna hassas ve vicdani yaklaşımıyla da çok beğeni topladı. Çok ses getiren ve yılın en çok okunan kitaplarından biri olan roman, 2014 yılının önemli yayıncılık olaylarından biri oldu.

16)Morfinsiz Çekilen Düş Sancıları -Batuhan Dedde

mm1
Basınçlı kutular gibi sıkıştırılmış hayatlar arasında geçiyor ömrüm. Yüzüme buhranlar damlıyor gökyüzünün gözlerinden. Amorti avuntular vuruyor biletlerime oynadığım her şans oyunundan. Kırılan bütün umutlarımıı bir esrar nefesinden çıkan gri buğunun sırtına yükleyip gönderiyorum tanrıya, yenisini iade etsin diye. İzlediğim her gösteride tavşanlar sıkışıp kalıyor sihirbazın şapkasında. Donmuş kiraz dallarına ayrı bir motif işliyor kan, katanalarla doğrarken çocuklukluğumu. Birçok insanla aynı ı rahimden düşmedik fakat aynı yerlerden düştük, aynı acılarla seviştik, aynı yalnızlıklarla yuvarlanıyoruz tepetaklak. Toplu yangın terapilerine katılıyorum, kanıyorum, kanıyorum, kanıyorum… Partisini kursam, iktidarı sallayabilecek kapasitede acı sahibiyim. Alkol alıyorum, sigara içiyorum, dibe vurmuş şekilde yaşıyorum. Köşebaşlarında takılan serserilerden tek farkım, yalnızlığımı şiirlerle bastırmak, biraz daha süslü kelimelerle ifade edebilmek. Aslında arabesk yaşam sürüyorum. Belki sürülüyorum çorak bir tarlada, acımasızca! Tanımadığım hüzünler ‘saban’lar koşmuşlar ardımıa, götümden ter akıta akıta koşuyorum. Sabırdan dem vuruyorum her dem, en demli hüzünlerde ayık gezemeyecek kadar insanım. Güzel kızları pembe kaka yapıyor diye düşlüyorum. Kibar olmayı, centilmen olmayı sıfır beden kelime kalıplarına indirgeyebilecek insanlar en büyük düşmanımdır. Savaşta ölen çocuklara Starbucks’larda oturup şiirler yazabilecek kadar duygulu, mastürbasyon sonrasında pişmanlık duyup ‘keşke’ diyebilecek kadar naif insanları testereyle doğramak isteyecek kadar naifim.
Aslında suçum yok, insan olmayı yine insanlardan öğrendim. Küçükken
cebime harçlık diye riya doldurdular, ‘yemezsen arkandan ağlar’ diye yalan
tehditlerle bastırdılar midemi. Kan öğrendim atalarımızdan, birileri tevazu
diye bağırırken, öfke kokuyordu nefesi, ardında birikmiş ceset tepeleri…
İki arada bir derede kaldım hep, kapalıçarşı esnafları gibi her koluma yapışan
bir tarafa çekiştirdi, sündüm, saldım kendimi. Ruh yalanları boşaltıp,
doldurmaya başladığında gerçekleri, kimse dokunmadı. Bu sefer de ortada
kaldım bomboş, kimileri itekledi anarşist diye, kimileri ‘din’ tüccarlığı yapıp,
peygamberlik tasladı, aforoz etti. Umutsuz görünen, dibe vurmuş ve
bataklıkta yaşıyorum En dipte! Umutlarımı en mahrem yerlerimde hatta
götüme soktum, orada saklıyorum. Belki bir gün bataklık kuruyabilir? –
Has****** diyorum bu son söylediğim yalana da, HahaHaahaas******.
Umudunuz varsa, uzak durun benden. Gözlerimi kör ediyor.

17)Sokaklar Uyudu Artık Öpüşebilirsiniz -Umay Umay

mm5
Altıkırkbeş Yayın bir yandan Umay’ın yeni şiirlerini yayımlar ve yayıma hazırlarken ilk şiir kitaplarını da yayımlamaya devam ederek “UmayUmay Bütün Eserleri” projesini de vücuda getiriyor.

18) 8-9 Senedir Kendimi İyi Hissetmiyorum -Feyyaz Yiğit

mm4
“Başkasına ait bir memnuniyetin gölgesinde dinlenemezsiniz.”
Elinizdeki eser M.Ö 8000’lerde dilden dile anlatılan epik bir destan olabilirdi. O durumda tanrılar, kahramanlar, mucizeler ve büyük yıkımların öyküsünü okumayı bekleyebilirdiniz.
Aslında “8-9 Senedir Kendimi İyi Hissetmiyorum”da bunların hepsi var. Yalnızca olaylar günümüzde, belirsiz bir kentin belirsiz bir sokağında yer alan “Thunder & Shadows” isimli bir kahvehanede geçiyor. Kahramanları da Ekrem, Mustafa, Sezer, İsmet, Masis ve İkbal.
“Abi izin versen anlatacağım. Demem o ki önce şöyle düşündüm, acaba salonda bir hanım çalışsa çok şık gözükmez mi? Sonra dedim, tabii ki şahane bir şey olur. Arkasından aklıma bu arkadaşım geldi. Her türlü etnik yapıya ve inanca çok saygılı olan Thunder & Shadows’a siyahi bir hanım daha çok yakışır diye düşündüm.”
Dünyanın en saçma mekanında, birbirinden acıklı karakterler etrafında akıp giden bu hikaye bizi hem gülmekten dehşete düşürüyor hem de mikroskobik yaşamlarımıza dürüstçe bakmaya çağırıyor.
“En azından vicdanım rahat mı? Ben, en azından doğru olanı mı yaptım? Bu da yetmiyor değil mi? O zaman, yerimde kim olsa aynı şeyi mi yapardı? İnsanın kendisiyle aynı fikirde olamaması ne fena.”
Bütün enerjisini “iyi” ve “doğru” olanı yapmak için harcayan, ancak ifrata kaçıp büsbütün deliren ve en sonunda birbirinin içine lağımlar akıtan insanların dramını çok tanıdık bulacaksınız.
“Bir çoban gibi güdüyordum Mithat abinin hislerini. Onu erkenden uyandıran sıkıntıları, benim çok değerli koyunlarımdı sanki. Kız kardeşiyle ilgili kaygılarına kaval çalıyordum. Fazla üzüleceği bir konuya değerse dilim, hemen yolluyordum içimdeki sinsi köpeği. Hem onu kurtarıyordum hem de kendi köpekliğimi.”

19)Vatan Yahut İnternet -Mustafa Kutlu

mm2
“İnsanoğlu toprağı terk ederek etrafını aletlerle çevirip bir “sanal dünya? kurdu. Burada sıkılıp duruyor. İki serap görüyor: hız ve haz. Bunlar nefsin oyunlarıdır. Ele geçtiklerinde yok olurlar. Sıkıntı devam eder.İnsanlar kendilerini elli bin çeşit ürün bulunduran AVM?lere teslim etmeseler, tüketim kültürünün kelepçelerinden kurtulabilseler, çiçekleri ve böcekleri yeniden görebilseler; bir keçi yavrusunun bakışlarını, süt kokusunu, böğürtlen reçelini hiçbir şeye değişmeyecekler ama sarhoşluktan ayılamıyorlar.” Bu kitapta Mustafa Kutlu?nun yirmi yıllık bir sürede yayınlanan gazete yazılarından bir seçkiyi bulacaksınız.

20)Çivisi Çıkmış Boklu Dünyanın Azgın Pompacıları -Mykle Hansen

mm3
Mykle Hansen, edebiyatın gariplik ve tuhaflık tarafını, fantazyanın farklı türleri ve gerçeküstücülükle kusursuz şekilde bir araya getirip: şaşılası, eğlenceli, mide bulandırıcı, bunları yaparken kapital dünya eleştirisini merkeze uzak tutmayarak -kendi tabiriyle ‘iğrençlik edebiyatının coğrafyasında deneysel yolculuklar’ yapıyor. 6.45 Yayın Mykle Hansen’in Çivisi Çıkmış Boklu Dünya, Canavar – Araklar, Agnes Cuddlebottom’ın Merkezine Yolculuk isimli 3 ayrı romanını tek kitapta bir araya getirerek sunuyor.

Bu bilgimizde dikkatinizi çekebilir:  Depresyon Hakkında 16 İlginç Bilgi
yeni-yil-agaci-ucuzyeni-yil-agaci-ucuz
MaksatReklam

Yılbaşı Yaklaşıyor!Sizin İçin Küçük Bütçeyle,Büyük Şeyler Alacağınız,Sanal Dükkan Keşfettik!

Yılbaşı Süsleri,Yılbaşı Hediyeleri ve Parti Malzemeleri Kadın hediyelik ürünleri çok ucuza gidiyor!

1 Yorum Var Sende Yorum Yap

1 Yorum

  1. solsoledo

    4 Kasım 2016 tarihinde 14:35

    Serseri Standartları Sempozyumu, Vecdi Çıracıoğlu

Cevap Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

MAKSATREKLAM

yukarı