Silvan Güneş - Biyografi Yazarı

Doğruyu Bir Diken Tarlasına Girercesine Savunabilmelisin

Doğa, her salisesinde bize hayati değerde bilgiler sunuyordu. Özellikle de kış geldiğinde gökyüzü, şekilden şekle girdikçe, falcıların dahi yorumlarına müsaade etmeyecek biçimde hikayelerini yazıyordu. Nimbuslar, bildiğimiz o mavinin envaiçeşit tonlarını griye, oradan da siyaha bulandırarak sahip olmaya çalıştığı gökyüzünü, tıpkı suya damlatılmış yoğun bir siyah boyanın dağılması gibi batik batik yayıldıkça: maviyle siyahın ezeli savaşı, sanki ilk defa yaşanıyormuşçasına bizi an'a hapsediyordu. Biz seyirciler, ulaşamadığımız o uzakların savaşını, gökyüzüne bakabildiğimiz müddetçe izleme şansına, hakkına, inisiyatifine sahipken dahi, bu çekişmenin bilimsel açıklamasını bir kenara, önceki yaşanmışlıklardan bildiklerimizi de diğer tarafa bırakıp, ödün verdiğimiz hakikatten sıyrılıp hayretler içinde gökyüzüne bakıyorduk.  Halbuki zaman zaman yanağımızı okşayarak geçen rüzgar, -ağaçların gövdesini tıpkı sağa sola yalpalayarak yürüyen, dengesini kaybetmiş bir sarhoşun sendeleyişleri gibi oraya buraya savurduğunda-, birazdan güle oynaya geçtiğimiz yolların, caddelerin, sokakların, tahmin yeteneğimizin tam da danıskasında bir fırtınaya tutulacağını anlamamız gerekiyordu. İşte bunu yapmadığımız için, her zamanki gibi şaşkın, aceleci ve panik halinde, kendimizi ulaşmaya çalıştığımız, ya da sufi çıktığımız yol için, kurduğumuz tüm planları iptal edip, kendimizi güven içinde olacağımız bir barınağa atmaya çalışıyorduk...

Hay aksi... Tüm bunlar elbet bir anda olurdu ama gökyüzüne bakabilseydin eğer, en azından bir saat, yarım saat önce zaman seni neye hedeflediğinin haberini verdiğinde gardını olabilirdin! Hem, tüm uzuvların da yerinde, gözlerin görüyor, renk körlüğü yaşamıyorken. Fakat kolaydır serzenişte bulunmalar. Herkes bunu yapmıyor mu? O halde, absürt durmayacaktır senin tepkilerin de. Tek farkı, sıradan biri olduğunu bir kere daha deklare etmiş olacaksın. Hayat dediğimiz şey, tam da bu batikler, şablonlar, kopyalar, baskılar tekniğiyken...

Yağmur, dolu, kar yağacak. Ve bazen de göz gözü görmez bir tipi. Kar, gözümüzün görebildiği her yeri, o bembeyaz zerrecikleriyle yorgan gibi örttüğünde: hepimiz kendi hayat şartlarımıza göre aynı değerde olmayan, sevinçler, mutluluklar, heyecanlar ve isyanlar yaşayacağız. Fakat bu şartların, yere düşen yağmur ve karın rakamsal olarak ölçülemeyecek yoğunluğuyla, birbirine olan mesafesindeki hassasiyeti nasıl koruyarak yere indiğini pek de kale almayacağız. Üstümüze yağan bilmem kaç sayılmaz değerdeki o damlacıklar, gökyüzünde birbirine çarpıp büyük bir kar yığını ya da tsunamiye dönüşüp, bir anda tüm yaşantımıza son verebilecekken: gökyüzündeki sistemin, böylesine adil bir matematikle, yeryüzünde bizimle buluşuyor olması, ve tüm bu tecrübelerden öğreteceğimiz önemli şeyler var...

Bu bilgimiz de dikkatinizi çekebilir:  İnsan / Eğitim / Bilim / Teknoloji

Milyonlarız, ama yolda birbirimize çarpmadan yürüyemiyoruz. Çarpmak dediğim şey, sadece yabancı bir omzun omza acımasızca değmesi, ayağınıza basılması, kuyrukta sırası alınmış ya da her türlü sosyal kuralı ihlal edilmiş olmaktan bahsetmiyorum. Ulaşmak için çıktığınız yolda, kadrajınıza giren, göz göze geldiğiniz herkes giriyor bunun içine. Küçük matematikleri çözememiş bir adamın, büyük hesapların altından kalması mümkün olabilir mi? Hem matematiğin sadece rakamlardan ibaret olduğunu da kim söylemiş? Düşünen insan, kafasındaki matematiği rakamlarla değil takasla yapar. Eğer komşuna bir tabak yemek götürdüysen, komşun tabağını sana geri iade ederken, belki de senin beceremediğin marifette başka bir tadı tattırır. Sokakta görmeye alışık olduğumuz kedi ve köpekler olmasaydı, evinde cirit atacak börtü böcek ve fareler, senin sonunu getirirdi. İsyan ettiğin yağmur, kar olmasaydı, çiftçi ektiğini biçemeyecek, sen de açlıktan sefil bir şekilde ölecektin. Okuma-yazma bilmeseydin, bir işin olmazdı. Tüm bunları çoğaltabiliriz, fakat bunların içinde en dikkat çekicisi, trafik ışıklarıdır. İşte o üç renk, toplumun hepsi için aynı kurallara bağlı olarak işler. Çok basit gibi görünse de trafik ışıkları olmasaydı hayatını kolaylaştıracak ulaşıma sahip olamayacaktın. Işıkların olduğu yolda kurallar işler ve bu kurallar, o yoldan kim geçiyorsa geçsin kimseye iltimas tanımaz. Korkağı da cesuru da okumuşu da okumamışı da akıllısı da aptalı da aynı kurallara bağlı olarak geçer oradan. Fakat trafiğe birinin aracılığıyla mı yoksa kendi ehliyetinizle mi çıktınız? Bunlar da önemlidir. Gönül ister ki bu noktada herkesin ehliyeti, arabası olsun; fakat gelin görün ki, buraya kadar savunduğum adaleti şimdi sekteye uğratacak, herkesin hak ettiğiyle buluşamayabileceğini de anlatacağım. Adamın ehliyeti vardır, kurallara uyuyordur, trafikte onun gibi insanlara ihtiyaç vardır ama arabası yoktur.  Adamın ehliyeti de arabası da vardır ama trafik kurallarını sürekli ihlal ediyordur. Defalarca ceza da yiyordur ama yediği cezalar paraya çevrilmiştir, parasını ödediği tüm ihlallerden kolaylıkla kurtulmuştur... Kurallara uyan adam, yolda yürürken dahi hiç tanımadığı birine öncelik verirken, diğeri her türlü tacizi yaşam biçimi haline getirmiş, yetmeyip yere tükürmüş, ayağının altına yapışan mikrobuyla evinin içine kadar girmiştir. Böylece, halkın sıradan yaşantısı içindeki sistemin daha sağlıklı işleyebilmesi ve herkes o adalet içinde mutlu olabilmesi için, bir üst basamağın, daha çoğulcu ve şeffaf olması gerekir.

Bu bilgimiz de dikkatinizi çekebilir:  Paraya,Şan Şöhrete Gerek Duymadan,Kendinizi Mutlu Etmenin 4 Yolu

Platon, "bilgelik: idarecilerin erdemidir, cesaret ve yiğitlik: koroyucu kesimin erdemidir, ölçülülük: üreten kesimlerin erdemidir, adalet: bütün sınıflarla ilgili bir erdemdir" diyor. Ben de diyorum ki adalet, herkes için hepimiz içindir ve adaletli olmak insan tarafımızı ortaya çıkartmaktır. Adaleti tayin etmek, gökyüzünden bir anda güneşin tüm varlığını yok ediveren nimbusları hesap etmeden tek bir mevsim üzerinden hep baharı düşlemek değildir. Gül dahi dikeniyle açarken, kaktüsü de düşünebilmeliyiz: 365 gün bekleyip, bir gün coşmak için gelmedik dünyaya.

Silvan Güneş
Biyografi Yazarı






MaksatReklam

İşyerime Müşteri Nasıl Çekerim?

İş yerinize kolayca müşteri çekmek,müşteri çekmek için tüyo!

bir yorum bırak

Cevap Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

yukarı