Eğitim ve Öğretim

Titanlar Hakkında Bilgi -Tarih Dizisi 3

Merhaba değerli okurlarım,Sizlerle tarih hakkında bilgi  paylaşımlarına istemeden de olsa ara verdim.Farkındayım!Diğer işlerimin yoğunluğundan dolayı yazı dizisi hazırlamanın da getirdiği büyük çabayı da katacak olursak rahat bir kafayla yazı yazmak doğru olur diye düşündüm.Bu yazıyı aslında yazmak için bir kaç haftadır hazırlık içerisindeydim.Sonunda sizlerinde beğenisiyle umarım bitmiştir.Aslında MaksatBilgi’de bir bilgi yazısı bittti demek ile bitmez.Onu geliştirmek esasımız.Yazının son hazır hali demek daha doğru diyebilirim.Umarım beğenirsiniz!Görüşlerinizi paylaşırsanız sevinirim…

    Maksatbilgi’de tarih hakkında veya herhangi bir bilgi yazısı hakkında yazı yazmadan önce ,ön hazırlık yaptığımızı bilmenizi isterim.Tabi bu olay bütün yazarlarımız için aynı olduğunu da belirteyim ve konuyu fazla dolandırmadan bilgi yazımıza başlayalım.MaksatBilgi Usulü tabi…

Titan nedir? Titanlar kimlerdir?

Titanlar, Yunan mitolojisine göre efsanevi Altın Çağ’da dünyayı yönetmiş olan güçlü tanrı ırkıdır.
Genellikle baz alınan Hesiod’un theogonisine göre en başta on iki Titan vardı. Bu Titanlar değişik kavramlarla özdeştirilmiştir. Örnek olarak, okyanus, hafıza, görüntü ve doğal kanun verilebilir. Baştaki on iki Titan daha sonra başka Titanları doğurdular. Bunlardan bazıları Prometheus ve Atlas’tı. Titanlar, babası Uranus’u tahttan atan Kronus tarafından yönetilmiştir. Titanlar ise Olimposlu tanrılar tarafından tahttan indirilmiştir.

İşte Yunan Mitolojisine ilk Titanlar ve Genel özellikleri ;

  • Kronos (Zaman)

Cronos ya da Kronos, Yunan mitolojisinde titanların başıdır. Babası Uranus ve annesi Gaia’dır.
Annesi Gaia’nın yardımıyla, babasını alt ederek Tartarus’un derinliklerine hapsetmiş ve kendisi başa geçmiştir. Kronus’un başta olduğu bu çağa Altın Çağ denir.

Kronus, babasını yenerken ondan öğrendiği, kendisininde aynı kadere sahip olacağı gerçeğinden korktuğu için bütün çocuklarını yutmaya başlamıştır. Eşi ve kızkardeşi Rheia’dan olan Demeter, Hera, Hades, Hestia ve Poseidon’u doğar doğmaz yutmuş, Rheia sonraki çocukları Zeus’u korumak için bir plan yaparak Kronus’a onun yerine bir taş yedirtmeyi başarmıştır. Zeus’u büyüyene dek İda dağında saklamıştır, Zeus büyüdüğünde babasını yenmiş ve kardeşlerini kurtararak hüküm sürmeye başlamıştır.ayrıca zeus genelde elinde ok tutan aşk tanrısına benzetilmiştir çünkü çocukluğunda oda yay kullanmış bir bebeğe benzemektedir.

Kronos-titan

Kronos

  • Okeanos (Okyanus)

Yunanlıların dünya görüşüne göre, yeryüzü yuvarlak ve yassı bir diske benziyordu. Okeanos’ta bu diski çepeçevre saran aslında bir deniz değil, evrensel bir ırmak ve ırmakların babası olarak tasarlanır. Okeanos anaforlu, dalgalı bir su olarak düşünülür. Coğrafya bilgilerinin artmasıyla birlikte Okeanos büyük denizlere özellikle de Atlantik Okyanusu’na verilen isim olmuştur.

Oceanus-Titan

Oceanus

  • Tethys (Yeraltı suları)

Yunan mitolojisinde bir titan olan Tethys, denizin, bereketli okyanusun tecessümüdür. Deniz tanrıçası olan Tethys, Uranus ile Gaia’nın kızıdır. Kocası ve erkek kardeşi olan Okeanos’dan birçok çocuğu olmuştur. Antik çağda onun dünyadaki büyük nehirlerin (Nil nehri vb) annesi olduğuna inanılırdı. Aynı zamanda Tethys Okeanos’dan çok güzel 3 bin kadar peri kızı doğurmuştur.Oğlu, Yunan deniz tanrılarından biri olan Peneus’tur.

tethys

tethys

  • Hyperion (Güneş)

Yunan mitolojisinde ışıktan sorumlu titan. Uranos ve gaianın oğludur. Kız kardeşi Theia ile evlenerek Helios (güneş), Selene (ay) ve Eosu (şafak) yaratırlar.

Satürn Uydusu Hyperion

Hyperion, kaotik dönüş yapan (ekseni etrafindaki dönüşü çok küçük etkiler nedeniyle önceden belirlenemeyen) bir satürn uydusudur. Bildigimiz uydu normlari içinde degildir. Standart küresel yapi Hyperion’da tamamen yamulmuş vaziyettedir.En uzun çapı 370 km. olup bu büyüklükte bir uydunun normalde yuvarlak olmasü beklenir. En uzun ekseni satürn’ün merkezinden 45° kaçıktır.Tüm bunlar Hyperion’a bir gökcisminin astronomik olarak yakın bir zamanda çarpmış olması ihtimalini kuvvetlendirmektedir. Bu çarpma sırasında hyperion’un kütlesinin üçte ikisinikaybetmiş oldugu sanılmaktadır. Normalde uydular bu tip çarpmalar sonucu yörüngelerine saçılan maddelerin çoğunu geri toplarlar.Ancak Hyperion’un Titan’a (ki kocaman bir uydudur) çok yakın olmak gibi bir şanssızlığı vardır. Bu yüzden dağılan parçaların çok büyük bir kısmını Titan çok az bir kısmını da Rhea toplamıştır.

hyperion

Hyperion

  • Theia (Görüntü ve değerli taşlar)

Yunan mitolojisinde, Theia, Titanlar’ın aydınlıktan sorumlu olanı idi. Kardesi ve kocasi Hyperion’dan Helios, Selene ve Eos’un annesidir. Thia veya Thea diye de anılır. Bir diğer ismiyse Euryphaessa’dır. Euryphaessa, geniş aydınlatır anlamına gelir.

Theia_Titan_Goddess

Theia

  • Koios (Akıl ve kuzey kutbu)

Yunan mitolojisinde, Koios, akil Titan’iydi. Kiz kardesi olan zeka Titan’i Phoebe’dan Leto ve Asteria’yi dogurmustir. Leto, Zeus’la birlesmis ve Artemis ve Apollo’yu dogurmustir. Diger Titanlar gibi, Koios da Zeus ve diger Olimposlu tanrılar tarafindan tahttan indirilmistir.

koios-or-coeus

Koios

  • Phoebe (Karanlık ve Gizem)

Phoebe, Uranus’le Gaia’nin cocuklari olan Titanlardandir. Geleneksel olarak ayla iliskilendirilen Phoebe, Apollo ve Artemis’in anneannesidir. Koios’tan Leto ve Asteria’yi dogurmustir.Çok güçlü bir kahindir Delphi tapınağı ona aittir fakat torunu Apollona doğum gününde hediye olarak devir etmiştir.

Phoebe-titan

Phoebe

  • Rhea (Cinsel bereket ve dağlık bölgeler)

Rhea, Gaia ve Uranos’un kızıdır. Tanrıların anası olarak bilinir. Önceleri çoğunlukla Gaia ve Kybele ile eş tutulurken sonradan , Olympus Dağı’nda yaşamamasına rağmen,Olympian tanrı ve tanrıçalarının anası sayılmıştır.Rhea’nın kardeşi ve aynı zamanda kocası olan Kronus babası Uranus’u tahttan indirmiştir. Bundan sonra Haketonkheireleri ve Kyklopları yeniden yer altına hapsederek başlarınaKampeyi gözetmen olarak dikmiştir. Bunun arından Rhea ve Kronus tahta geçmiştir. Bu çağa Altın Çağ denir.Rhea ve Kronus’un 6 çocuğu olmuştur. Bunlar sırasıyla: Hestia, Hades, Demeter, Poseidon, Hera ve Zeus’tur. Kronus babasından öğrendiği üzere çocuklarını doğar doğmaz yutmaya başlamıştır. Rhea bu duruma artık katlanamaz hale gelmiş ve annesi ile babasından Zeus’u kurtarmak için yardım istemiştir. Bir plan yaparak bunu başarmışlardır. Bu plana göre Rhea Zeus doğduğunda onu İda Dağı’na saklamış ve Kronus’a bezlere sarılı taş yedirtmeyi başarmıştır.

Rhea-titan

Rhea

  • Mnemosyne (Hafıza ve hatıra)

Mnemosyne (Yunanca Mνημοσύνη), Yunan mitolojisinde ilahi bellek, hatıra’nın tecessümüdür (cismanileşmesi). Gaia ile Uranus’ün kızı olan Mnemosyne ilk titanlardandır ve hafızanın, hatıranın tanrıçasıdır. Zeus’un babası olduğu Müzlerin (Muses – İlham perileri) annesidir. Efsaneye göre Zeus, Mnemosyne ile dokuz gece geçirir, ve bu gecelerin her biri için bir Müz dünyaya gelir.
Mnemosyne aynı zamanda yeraltı dünyasında (ahiret – hades) akan bir nehrin adıdır. Lethe’nin zıddı olan bu nehir, kendisinden içenlere (ki bunlar reenkarne olmaya hazırlanan ölü canlardır) geçmiş yaşamları hakkındaki her şeyi hatırlatır.

Mnemosyne-titan

Mnemosyne

  • Themis (Yağmur)

Themis, Yunan mitolojisinde Uranüs ve Gaia’nın kızı olan adalet ve düzen tanrıçasıdır. İlahi adaletin tecessümüdür. Zeus’un Metis’ten sonraki ikinci karısıdır. Babaları Zeus olan, Horae ve Moirae’nin annesidir.Kendisi öfkeli veya cezalandırıcı değildir. Ona yeteri kadar saygı gösterilmediğinde veya adaletsizlik yapıldığında, o sessiz kalır ve onun yerine Nemesisgerekli karşılığı, cezayı verir. Themis, aynı zamanda kâhindir, kehânet gücü vardır, kehânet yeri olan Delphi tapınağını o inşa etmiştir.

Themis-titan

Themis

  • Kriyus (savaş ve barış)

Yunan mitolojisinde bir titan. Uranus ile Gaia’nın oğlu. Eurybia’dan Pallas isimli oğula sahip olmuştur. Bu oniki titan arasında hiç bir bilgiye sahip olmayan daha doğrusu hakkında pek araştırma yapılmayan tek titan Kriyus’dur. Ne tanrısı olduğu belli olmayan bu titan hakkında pek çok tez atılmış fakat açıklık getirilememiştir. Tarihi kaynaklarda kabul edilen özelliği ve hakkında bilgi olmamasının sebebi şöyle açıklanmaktadır: Kriyus: Bir güç ve savaş tarısıdır. Gaia ile titanların lideri Uranüs’ün oğlu ve Nike’nin en büyük ata soyudur. Eurybia ile evlendikten ve Pallas isimli bir çocuk sahibi olduktan sonra diğer titanlar tarafından tehdit olarak görülmüş fakat gücü ve kudretiyle baş edemiyeceklerini bilen titanlar onu ailesiyle tehdit edip lanetlemiştir. Bütün bilgileri kaybolmuş ve bulunamamıştır. Kriyus’a tapan yüz binlerce insan onun kudretine ve gücüne hayrandır.

  • Iapetos (Ölümlülük,yara ve yaşam süresi)
Bu bilgimizde dikkatinizi çekebilir:  Karşınızda Avrupa'nın IQ Haritası!

İapetos veya İapetus (Yunanca: Ἰαπετός), Uranüs (gök) ile Gaia’nın (yer) oğlu olan bir Titan’dır. Okeanos ile Tethys’in kızlarından bir olan Klymene ile evlenmiş ve bunun sonucundaAtlas, Menoitios, Prometheus ve Epimetheus olmak üzere 4 çocuk meydana getirmiştir. Bunun için evrensel tufandan sonra Deukalion, Prometheus aracılığıyla İapetos’a bağlanmaktadır.İapetos, dikkati temsil etmektedir.

iapetos-titan

Iapetos

  • Gaia (Toprak)

Gaia veya Gaea, Yunan mitolojisinde yeryüzünü simgeleyen, arzın tecessümü (cisimleşmiş hâli) olan tanrıçadır. Bir ana tanrıça, doğa ana olan ve diğer tanrıların kendisinden türediği Gaia’ya özellikle ilk zamanlarda tüm Yunanistan’da tapınılsa da, zaman içinde tanrıçanın konumu değişmiş, ona olan ilgi azalmıştır. Gaia’nın Roma mitolojisindeki dengi Terra’dır.Hesiodos’a göre Gaia her şeyin yaratıcısı, her şeyin kendisinden meydana geldiği “toprak ana”dır; tüm tanrıların ve titanların annesidir.Khaos’tan sonra ortaya çıkan Gaia ilk önce gökyüzü Uranos’u daha sonra Pontos’u kendisinden çıkarır bir başka tabirle doğurur. Daha sonra Uranos’tan Titanlar’ı doğurdu. Ancak Uranos kendi çocukları olan titanları doğar doğmaz Gaia’nın bağrına gömmekteydi (Ayrıca oğulları olanHekatonkheir ve Kyklopları Tartarus’a göndermişti fakat tanrılar onları kurtardı). Artık bu ağırlığı taşıyamayan Gaia, Uranos’tan olan oğlu Kronos’un yardımıyla Uranos’u yendi ve çocuklarını özgürlüğüne kavuşturdu. Daha sonra Kronos da kendi oğlu Zeus tarafından tartaros’a atılarak aynı kaderi paylaşacaktı.

Gaia-titan

Gaia-Gaea

Yunanlılar evreni Tanrıların yarattığına inanmazlardı. Onlara göre evren, Tanrıları 
yaratmıştı. Tanrılardan önce yer ve gök vardı. Titanlar onların çocukları, tanrılar 
da torunlarıydı. 

*   *   *

TİTANLAR VE ON İKİ BÜYÜK OLYMPOSLULAR 

onikiolimposlu

Yaşlı Tanrılar diye anılan Titanlar, çağlar boyunca evreni elinde tutmuşlardı. Son 
derece güçlü ve iriydiler. Sayıları çoktur ama Mitologya’ da hepsi de önemli 
değildir. En önemlileri KRONOS‘dur (Latincede SATURNUS). Oğlu Zeus kendisini tahttan 
indirene kadar öteki Titanlar yönetmiştir. Romalılara kalırsa, Jüpiter(Zeus’un 
Latince adı) tahta çıkınca Saturnus İtalya?ya kaçıp Altın Çağ’ ı getirmiştir. Bu 
barış ve mutluluk dönemi de, kendi başta kaldığı süre boyunca sürmüştür. 

Adı anılabilecek öteki Tanrılar şunlardır: OKEANOS, dünyayı kuşattığı ileri sürülen 
ırmak; karısı TETHYS; HYPERION, güneşin, ayın, şafağın babası; adı adalet anlamına 
gelen THEMİS; omuzlarında dünyayı taşıyan ATLAS ile insanlığın kurtarıcısı 
PROMETHEUS’un babası İAPETOS. Zeus? un başa geçmesiyle sürülmeyip kendilerine daha 
önemsiz yerler verilen Yaşlı Tanrılar da bunlardır işte. 

Titanların yerini alan tanrıların en güçlüleri On İki Büyük Olymposlulardır. 
Olympos? da yaşadıkları için bu ad verilir kendilerine. Olympos’ un ne olduğu kolay 
kolay anlatılamaz. Bir tepedir Olympos; bazıları onun, Yunanistan’ ın en yüksek 
dağı, Tesalya?daki Olympos olduğunu söylerler. İlk Yunan şiiri İliada? da Zeus ötesi 
tanrılara, “çok yamaçlı Olympos’ un en yüce tepesinden” seslenir; bu bölüme göre 
Olympos?un bir dağ olduğu apaçık ortadır. Ama biraz ilerde yine Zeus, isterse 
yeryüzünü de, denizleri de, Olympos’ un tepelerinden birine asabileceğini belirtir; 
bu bölüme göre ise Olympos’ un bir dağ olmadığı apaçık ortadadır. Gök de değildir 
Olympos. Homeros, Poseidon?un denizi, Hades?in yer altı, Zeus’ un da gökyüzü Tanrısı 
olduğunu söyler. Yine de hep birlikte Olympos’ da oturular. 

Olympos’a mevsimlerin koruduğu, bulutlardan meydana gelmiş, büyük bir kapıdan 
geçerek girilirdi. İçeride tanrılar oturur, uyur, ambrosia yiyip nektar içer, 
Apollon’un lirini dinlerlerdi. Tanrısal bir aile meydana getiriyordu oniki 
Olymposlular… 

ZEUS (JUPITER), başkan 
POSEIDON (NEPTUNUS), Zeus’ un erkek kardeşi. 
HADES, öteki adı PLUTON, Zeus’ un erkek kardeşi. 
HESTIA (VESTA), Zeus’ un kız kardeşi. 
HERA (IUNO), Zeus’ un karısı. 
ARES (MARS), Zeus ile Hera’ nın oğlu. 
HEPHAISTOS (VULCANUS), Hera’ nın oğlu, Zeus’ un oğlu olduğu da söylenir. 

Zeus’ un çocukları: 

ATHENA(MINERVA). 
APOLLON. 
APHRODITE (VENUS). 
HERMES (MERCURIUS). 
ARTEMIS (DIANA). 

ZEUS (JUPITER) 

Zeus ile kardeşleri, evreni paylaşmak için Kur’ a çektiler. Deniz Poseidon’ a, yer 
altı Hades’ e düştü. Zeus da böylece başkan, Gök’ ün hükümdarı, Yağmur-Tanrısı, 
korkunç şimşeği fırlatan Bulut-Toplayıcısı oldu. Gücü, bütün öteki Tanrıların 
güçlerinin toplamından da büyüktü. İliada’ da ailesine şöyle der: “Herkesten 
güçlüyüm ben. Altın bir halat bağlayın gökyüzüne; tanrılar, tanrıçalar, hepiniz 
ucundan tutun. Zeus’ u çekemezsiniz. Ama ben, istersem çekerim. Olympos’ un 
tepelerinden birine bağlarım halatı, her şeyi, yeri de, denizi de asarım.” 

Ama her şeyi bilemezdi Zeus, aynı anda her yerde birden bulunamazdı. Ona karşı 
koyanlar, onu aldatanlar çıkmıştır. İliada’ da Poseidon da, Hera da onu kandırır. 
Bazen Kaderin kendisinden üstün olduğu söylenir. 

Durmadan aşık olur Zeus, kadınların peşinden koşar; bunu Hera’ dan saklamak için de 
bütün ustalığını kullanır, yalanlar söyler. Bu durum şöyle açıklanmıştır: Bazı 
şehirlerin inandığı, bağlandığı tanrıların yerini Zeus almış, zamanla ilk tanrıyla 
birleşerek bir tek varlık olmuştu. İlk tanrının karısı da, ondan sonra Zeus’ un 
karısı diye bilinmişti artık. Yunanlılarn bu sonsuz aşk serüvenlerinden pek 
hoşlanmadığı ileri sürülebilir. 

Zeus; aşk ve kadın yüzünden ululuğunu kaybetmemiştir. İliada’da Agamemnon şöyle der: 
“En büyük, en yüce, fırtına bulutlarının tanrısı Zeus, göklerde yaşayan.” Troia’ da 
Yunan Ordusuna, “Zeus Baba’ nın, sözlerinden dönen yabancılara hiç yardım etmediği” 
söylenir. Zeus hakkında iki karşıt yargı, uzun süre yanyana sürüp gitmiştir. 

Karşı konulmaz bir kalkanı vardır Zeus’ un. Kuşu kartal, ağacı eşeydi. Tapınağı, 
meşe ağaçları arasında, Dodona’ daydı. Bakıcılar meşe yapraklarının hışırtılarını 
yorumlayarak onun dileğini anlamaya çalışırlar. 

HERA(IUNO) 

Hera, Zeus’ un karısı ve kız kardeşiydi; Okeanos ile Tethys tarafından büyütülmüştü. 
Şairlerin pek ilgisini çekmemiş bir tanrıça olan Hera, ilk şiirlerden birinde şöyle 
anlatılır: 

“Altın-Taht Hera, ölümsüzler kraliçesi, 
Güzellikte en üstünleri, yüce tanrıça, 
Ulu Olympos’ daklerin hepsi sayarlar seni 
Gökler tanrısı Zeus kadar bağlıdırlar sana.” 

Bu yüce tanrıça, Zeus’ un aşk serüvenlerine adları karışan kadınları cezalandırmakla 
ün salmıştır. Suçlu olup olmadıklarına, Zeus tarafından kandırılıp 
kandırılmadıklarına bakmamıştır bile. Yalnız o, kadınlara değil, o kadınların 
çocuklarına da kötülük etmiştir. Bir Troialı, evrende Hera’ dan daha güzel bir kadın 
bulunduğunu söylemeseydi, Troia Savaşı diye bir şey olmayacaktı. Hera’ nın 
kıskançlığı ve kini yüzünden Troia şehri yakılıp yıkılmıştır denebilir. 

Önemli bir öykü, Altın Post öyküsü, bir yana bırakılırsa Hera kahramanları, 
kahramanlığı desteklemiştir. Yine de, her evde saygı gösterilirdi kendisine; bu da, 
evliliğin ve evli kadınların koruyucusu olmasına bağlıdır. Doğum sırasında kadınlara 
yardım eden Eileithyia, Hera’ nın kızıydı. Kutsal hayvanları, inek ile tavus kuşunu 
severdi(korurdu), şehri de Argos’ du. 

POSEIDON (NEPTUNUS) 

Deniz Tanrısı olan Poseidon, Zeus’ un kardeşiydi; önem bakımında da hemen ondan 
sonra gelirdi. Ege Denizi’ nin iki yanında oturan Yunanlılar balıkçıydılar, bu 
yüzden deniz tanrılarına büyük saygı gösterirlerdi. Deniz diplerinde büyük bir 
sarayı olan, yine de günlerini Olympos’ da geçiren Poseidon’ un karısı, Titan 
Okeanos’ un torunu Amphitrite’ ydi. 

Önemli bir özelliği vardır bu tanrının; insanlara ilk atı o vermiştir. Bu özelliği, 
edebiyatta tanrılığının yanı sıra işlenmiştir: 

“Poseidon efendimiz, bu yüceliği sen verdin bize, 
Güçlü atları, genç atları, derinlikler yasasını sen verdin.” 

Fırtınayı başlatmak, durgunluğu getirmek de onun elindeydi: 
“Buyurdu, fırtına rüzgarı yükseldi, 
Denizin dalgaları da.” 

Rüzgarlar, dalgalar ne kadar yükselirse yükselsin, Poseidon altın arabasına binip de 
denizin üstünde dolaşmaya başlayınca ortalığı bir durgunluk, bir sessizlik, bir 
dinginlik yayılırdı. “Toprak-Titreten” de derlerdi Poseidon’ a; Deniz tanrısı, 
yanında taşıdığı üç uçlu mızrağıyla gönlünün dilediğini sarsar, titretirdi. 

Atlarla ilgilendiği kadar boğayla da ilgilenirdi; ama boğa, başka tanrılarla da 
bağları olan bir hayvandır. 

HADES (PLUTON) 

Olymposlular arasında üçüncü kardeş olan Hades, kur’ada yeraltını seçmiş, ölüleri 
yönetmeye başlamıştır.Toprakta gizli değerli madenler yüzünden Pluton, Zenginlik 
tanrısı diye de adlandırılmıştır. Yunanlılar gibi Romalılar da Hades derlerdi ona; 
bazıları, Latincede zengin anlamına gelen “Dis” kelimesini onun adı olarak 
benimsemişlerdir. 

Pek ünlü bir başlığı vardı Hades’ in, kim giyse görünmez olurdu. Karanlık ülkesinden 
kolay kolay ayrılmaz, Olympos’ a oldukça seyrek giderdi; zaten kendisini orda iyi 
karşılamazlar, ağırlamazlardı. Acımayan bir tanrıydı, ama doğruluğu, adaleti 
severdi. Korkunçtu, ama kötü bir tanrı değildi. Karısı, yeryüzünden kaçırarak aşağı 
dünyanın kraliçesi yaptığı Persephone (Proserpina) idi. 

Ölüler tanrısıydı Hades; ama kendisi, Yunanlıların Thanatos dedikleri Ölüm’ le 
karıştırmamalıdır. 

PALLAS ATHENA (MINERVA) 

Zeus’ un kızıydı; annesi yoktu. Bebek olarak değil de, büyümüş olarak, zırhlar 
içinde çıkmıştı Zeus’ un kafasından. İlk şiirlerde, bu arada İliada’ da acımak nedir 
bilmeyen, katı yürekli, duygusuz bir savaş tanrıçası diye tanıtılır; aslında, ülkeyi 
saldırılardan koruyan bir tanrıçaydı Athena. Bir başka özelliği, Şehir tanrıçası 
olmasıydı; uygarlığın, el sanatlarının, tarımın koruyucusu, dizginin yaratıcısıydı; 
atları ilk ehlileştiren oydu. 

Zeus, çocukların içinde en çok Athena’ yı severdi; ona güvenir, korkunç kalkanını, 
yakıcı silahı şimşeği yalnız onun taşımasına izin verirdi. 

Üç erden (bakire) tanrıça arasında en önemli olan Athena’ ya Erden Parheos, 
tapınağına da Parthenon adı takılmıştır. Sonraları yazılarda şiirlerde, akıl, mantık 
ve saflığın birleşiminden meydana gelmiş bir kavram olarak ele alınmıştır. 

Athenai Şehri (Atina), ağacı kendi yarattığı zeytin, kuşu da baykuştu. 

PHOIBOS APOLLON 

Zeus ile Leto (Latona)’ nın oğlu Apollon, Delos adasında doğmuştu. “Tanrıların 
içinde en Yunan tanrı” diye bilinirdi. Olymposluları altın liriyle eğlendiren, çok 
uzaklara ok atabilen, hastaları iyileştiren, iyileştirme sanatını hastalara ilk 
öğreten gümüş yayın efendisi okçu tanrı olarak yunan şiirlerine geçmiştir. 

Karanlık nedir bilmeyen Işık Tanrısı, yalan nedir bilmeyen Doğruluk Tanrısı da 
derledi ona: 

“Ey Phoibos, doğruluk tahtından, 
Dünyanın kalbindeki yerinden 
Sesleniyor musun insanlara? 
Hiç yalan söylenmiyor, Zeus’ un buyruğuyla, 
Doğruluk sözünü karartacak gölge yok. 
Ölümsüz bir hakla mühürlendi Zeus 
Apollon’ un onurunu, konuştuğu zaman 
Herkes inansın diye sarsılmaz bir inançla.” 

Parnasson’ un yamaçlarındaki tapınağı Delphoi’ nin mitologyada önemli bir yeri 
vardır. Bu tapınaktaki kutsal kaynağın adı Kastalia, ırmağın adı da Kephissos’ du. 
Delphoi, dünyanın ortası olarak bilinirdi, yalnız Yunanistan’ dan değil bütün 
dünyadan ziyaretçiler gelirdi oraya. Doğruyu arayanlar sorularının cevaplarını orda 
bulurlardı. 

Değişik adları vardı Apollun’ un. Yukarda sayılanların yanısıra, Kurtlar Tanrısı, 
Fareler Tanrısı, Güneş Tanrısı da denirdi ona. Zaten Phoibos “ışıldayan” anlamına 
gelmektedir. Burada asıl Güneş Tanrısı’ nın , Titan Hyperion’ un oğlu Helios 
olduğunu belirtmek gerekir. 

Apollon’ un en önemli özelliği, insanlarla tanrılar arasında bağlar, ilgiler kurmuş 
olmasıdır. Tanrıların isteklerini insanlara bildiren, onlara tanrılarıyla nasıl iyi 
geçinebileceklerini söyleyen, aralarını bulan hep Apollon’ du. Ağacı defneydi. 
Yaratıların çoğu onun için kutsaldı; ama yunus ile kargaya ayrı bir sevgi beslerdi. 

ARTEMİS (DIANA) 

Apollon’ un ikiz kardeşi, Zeus ile Leto’ nun kızlarıdır. Olympos’ daki üç 
erden(bakire) tanrıdan biri de oydu; 

“Yaradılışa aşkı karıştıran Altın Aphrodite, 
Bükemez, avlayamaz üç yüreği; erden, Vesta, 
Savaştan, ustaların sanatından başka bir şey düşünmeyen Athena, 
Ve Artemis, koruları, vahşi avları seven dağlarda.” 

Kadın olmasına rağmen tanrılar içinde Baş-Avcı Artemis’ di. Çok iyi bir avcıydı. 
Gençleri, yavruları severdi. Yine de, Troia’ ya gitmek isteyen Yunan donanması, 
Artemis’ e genç bir kız kurban edinceye kadar yola çıkmamıştı. Başka öykülerde katı 
yüreklidir Av Tanrıçası. Bir kadın acı çekmeden, ansızın ölürse onun gümüş oklarıyla 
ölmüş demektir. Phoibos’ un güneş olduğu belirtilmişti; Artemis de Ay anlamına gelen 
Phoibe ve Selene (Latincede, Luna) adlarını almıştır. Aslında Phoibe bir Titan, 
Selene de Apollon’ la ilgisi olmayan bir Ay Tanrıçasıydı. Apollon’ la karıştırılan 
Helios’ un kızkardeşi olduğu için bazı kişiler onu Artemis sanmışlardır. 

Hekate ile de bir tutulur Artemis. Bazı şairlere göre, gökte Selene, yeryüzünde 
Artemis, yeraltında ve karanlığa büründüğü zamanlar gökyüzünde Hekate’ dir. 

Selvi onun için kutsaldı; yabani hayvanların hepsini, özelliklede geyiği, severdi. 

APHRODITE (VENUS) 

Ölümlülerin de, ölümsüzlerinde akıllarını çalan Aşk ve Güzellik Tanrıçası; 
kalplerine girdiği kimselere alayla gülen Kahkaha Tanrıçası; karşı konmaz Tanrıça… 

İliada’ ya bakılırsa, Zeus ile Dione’ nin kızlarıdır; ama daha sonra yazılan 
şiirlerde deniz köpüklerinden doğmuş olduğu anlatılmıştır (Aphros, Yunancada köpük 
anlamına gelir). Bu doğum, Kythera yakınlarında olmuş, Aphrodite sonradan Kypros 
(Kıbrıs) kıyılarına sürüklenmiştir. Bu olay sonucunda iki ada da kutsal sayılmış, 
tanrıçaya da Kypris, Kythereia adları verilmiştir. 

“Batı yelinin soluğu taşıdı onu 
Gürüldeyen denizin üstünde, 
Sevimli köpüklerden kaldırıp 
Dalgalarda çevrili Kypros’ una. 
Altın çelenkli saatler 
Onu sevinçle karşıladılar. 
Ölümsüz giysilere sarıp 
Tanrılara götürdüler onu. 
Menekşelerle taçlanmış Kythereia’ yı görünce 
Bir şaşkınlık kapladı bütün tanrıları.” 

Romalılar da inanırlardı buna. Güzellik, Aphrodite’ yle gelirdi. Rüzgarlar, fırtına 
bulutları onu görünce kaçar, çiçekler toprağı süsler, denizin dalgaları kahkahlar 
atardı. Onsuz sevinç de, mutluluk da olmazdı. 

İliada’ ya göre ise Aphrodite, ölümlülerin bile saldırmaya çekinmedikleri yumuşak, 
zayıf bir yaratıktır. Daha sonraki şiirlerde, erkekler üzerinde yıkıcı gücü olan 
kinci, kötü bir tanrıça olarak gösterilirdi. 

Ateş tanrısı çirkin, topal Hephaistos’ un karısıydı. Ağaçlardan mersin ağacını, 
hayvanlardan kumruyu, bazen de serçe ile kuğuyu korurdu. 

HERMES (MERCURIUS) 

Babası Zeus, annesi de Atlas’ ın kızı Maia’ ydı. Ayaklarında kanatlı sandallar, 
başında kanatlı bir başlık, elinde de kanatlı bir asa (Kerykeion, Latincede 
Caduceus) bulunurdu. Zeus’ un habercisiydi, onu kadar tez ayaklı bir yaratığa 
mitologyada rastlanmaz. 

En zekisi, en kurnazıydı tanrıların; Hırsızlar Ustası’ ydı bir adı da, hırsızlığa 
daha bir günlükken başlamıştı; 

“Sabahleyin erkenden doğdu, 
Akşam çökünceye kadar çalmıştı bile 
Apollon’ un sürülerini” 

Zeus, sürüleri geri verirdi. Hermes de kaplumbağa kabuğundan yaptığı çalgıyı 
Apollon’ a armağan ederek onun gönlünü kazandı. Ticaret tanrısı, tüccarların 
koruyucusu olarak anılmasında belki bu küçük olayın da payı vardır. Ölülere 
kılavuzluk eden, onları son evlerine götüren Tanrısal Haberci de Hermes’ den başkası 
değildir. Mitologyada tanrılar içinde en çok onun adına rastlanır. 

ARES (MARS) 

Zeus ile Hera’ nın oğulları olan Ares, Savaş Tanrısıydı. İliada’ da son derece katı 
yürekli, kinci bir tanrı olarak tanıtılmıştır. Homeros’ a göre, yanlız kana susamış 
biri değildir, korkaktır da. Yaralandığı zaman acıyla haykırır, arkasına bile 
bakmadan kaçar. Savaş alanına tek başına inmez, yanında yardımcıları vardır; kız 
kardeşi Eris(Kavga) ile Eris’ in oğlu Çekişme… Savaş Tanrıçası da üç adamıyla (Yı’ 
gı, Titreyiş, Ürküntü) yardım eder ona. Hep birden ilerlemeye görsünler, ortalığı 
kan kaplar, toprağın üstünden sel gibi kan akar. 

Yunanlılar Ares’ i pek sevmezlerdi; Romalılar Mars’ ı daha çok severlerdi. Onlara 
göre, parıltılı zırhlar içinde üstün, soylu bir görünüşü olan hiç yenilmeyen bir 
tanrıydı Mars. Romalılar da Mars’ ı gördükleri zaman, Yunanlıların yaptığı gibi 
kaçmazlar, Savaş Tanrısına doğru, “yüce bir ölüme” koşarlardı. 

Bir savaş sembolü olmaktan ileri gidememiştir Ares; mitologyada adına pek seyrek 
rastlanır. Hermes, Hera, Apollon gibi kişiliği yoktur. Kendisine tapan bir şehir 
bulmak da imkansızdır. Yunanlılar onu ana yurdunu zalim, sert insanlar ülkesi 
Thrakia olduğunu söylemişlerdir. 

Kuşlardan hangisini seçtiğini kestirmek zor değildir: Akbaba. Köpek de onun 
hayvanıydı, bunu yapmakla Yunanlıların köpeğe haksızlık ettikleri ileri sürülebilir. 

HEPHAISTOS (VULCANUS) 

Ateş tanrısı, Zeus ile Hera’ nın oğullarıydı. Bazıları Zeus’ un Athena’ yı 
yaratmasına karşılık, Hera’ nın da tek başına Hephaistos’ u doğurduğunu söylerler. 
Bütün güzel kusursuz tanrılar içinde en çirkini oydu. Topaldı da: İliada’ nın bir 
yerinde, doğurduğu yaratığın çirkin olduğunu görerek kızan Hera’ nın onu gökten 
fırlattığı, bir yerinde de Hera’ yı savunmak için bu işi Zeus’ un yaptığı yazılıdır. 
İşin tuhafı iki olayı da Hephaistos anlatır. 

Homeros’ a göre Ateş Tanrısı, Olympos’ da büyük saygı görürdü. Bütün ölümsüzlerin 
silahlarını, zırhlarını hazırlayan, demircilik yapan oydu. Çalıştığı yerde de 
altından yaptığı kızlar canlanıp ona yardım ederlerdi. Daha sonraki şiirlerde, 
Hephaistos’ un ocağının yanardağın altında olduğu belirtilmiştir. 

İliada’ya bakılırsa karısı üç Kharit’ lerden biri, Aglaia, Odysseia’ ya bakılırsa 
Aphrodite’ dir. 

Yerde de, gökte de sevilen iyi yürekli bir tanrıydı Hephaistos. Athena ile birlikte 
şehir hayatında büyük bir yeri vardı. İkisi de tarımı, uygarlığı, el sanatlarını 
korurlar, dokumacıları, demircileri severlerdi. 

HESTIA (VESTA) 

Zeus’ un kızkardeşi olan Hestia, Athena ile Artemis gibi bir erden tanrıçaydı. 
Belirli bir kişiliği yoktur. Mitologyadaki öykülerde de önemli bir yer tutmaz. Evin, 
yuvanın koruyucusuydu; bu yüzden Ocak Tanrıçası diye bilinirdi. Bütün yemekler ona 
bir “sunu”yla başlar, bir “sunu”yla biterdi; 

“Hestia, insanların ve ölümsüzlerin evlerinde 
En yüce yer senindir, sunulan tatlı şarap 
Yemekte sunulan şarap sana dökülmüştür. 
Sensiz ölümlülerde şölen veremez, tanrılar da.” 

Her şehirde kutsal bir ocak bulunur, bu ocakta yakılan ateşde hiç söndürülmezdi. 
Yeni bir şehir kurulacağı zaman başka bir şehrin ocağından ateş getirilerek yeni 
şehirdeki ocak törenle yakılırdı. 

Vestia’nın Roma’daki ateşini altı erden rahibe korumaktaydı.

Bu bilgimizde dikkatinizi çekebilir:  Öykü Gürman

Videolu Bilgi

Antik Yunanda Tarihin Gizemleri Belgeseli -1-

Antik Yunanda Tarihin Gizemleri Belgeseli -2-

Antik Yunanda Tarihin Gizemleri Belgeseli -3-

 

 

Kaynaklar

Kaynaklardan toplanarak derlenmiştir. (Not : Bu bilgi yazı dizisi geliştirilmeye açık olup bilgi eklemleri yapılacaktır.)

yeni-yil-agaci-ucuzyeni-yil-agaci-ucuz
MaksatReklam

Yılbaşı Yaklaşıyor!Sizin İçin Küçük Bütçeyle,Büyük Şeyler Alacağınız,Sanal Dükkan Keşfettik!

Yılbaşı Süsleri,Yılbaşı Hediyeleri ve Parti Malzemeleri Kadın hediyelik ürünleri çok ucuza gidiyor!

3 Yorum

3 Yorum

  1. ayça

    20 Eylül 2014 tarihinde 01:34

    Titanlar hakkında ,şimdiye kadar ki en iyi ve derli toplu bir bilgi yazısı olmuş teşekkürler!

  2. sema

    15 Eylül 2014 tarihinde 01:42

    Güzel bir bilgi yazısı olmuş.

  3. Magazine

    Magazine

    14 Eylül 2014 tarihinde 02:27

    Bilgi yazısı süper olmuş.Geliştirilmeye ihtiyacı yok gibi .Gayet anlaşılır ve detaylı…Teşekkürler ibrahim

Cevap Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

MAKSATREKLAM

yukarı