Kültür ve Sanat

Tarihin ilk Güzellik Yarışması

Bugün bu yazıda size daha dün öğrendiğim bir hikayeyi anlatmak istiyorum. Bu günlerde çok tartışılan ve bence çoğu zaman başarısız olan güzellik yarışmalarının hikayesini. İlk yarışma tabi ki de Tanrıçalar arasında olmuş. Altın oran ve simetriye sahip şeylerin genel anlamda daha güzel olarak kabul gördüğü çok açık.  Ve bu kabul ile insanların güzelliği bir yere kadar yarıştırılabilir. Ama sizce de bu güzellik yarışmaları toplumda güzellik kriterleri  yaratarak, insanları bu kriterlere uymaya zorlamaz mı?

Peki bu yarışmalar bu  kriterleri sağlayamayanları mutsuzluğa itmez mi? Neyse bu konuyu isterseniz sonra yorumlarda tartışırız. Şimdi hikaye zamanı. Bu hikayeyi tam olarak anlamak için yunun mitolojisini de bilmek gerekli. Peki bunu kısa süre içinde nasıl yapacaksınız? maksatbilgi.com  onu da düşündü hemen buraya tıklayarak maksatbilgi yazarlarının sizin için hazırladığı yunan tanrıları hakkında ki özete ulaşabilirsiniz.

Yıllar yıllar önce kardeşleri ile bir olup babasını öldüren sonra da olimposun tepesine yerleşen ve tanrı, yarı tanrı,insan,peri demeden gördüğü her kıza atlayan Zeus, etrafta karı kız peşinde koşarken Thetis adında bir su perisini görür ve ona  aşık olurAma Zeus un önünde bu sefer büyük bir engel vardır. Thetis ablamızın üzerinde bir kehanet vardır. Thetis ablamızın çocuğu babasından daha güçlü olacaktır.  Karı kız ayağını da çok seven Zeus abimizin  bu dünyada en sevdiği şey tabi ki kendisidir.  Babasını öldürerek onun tahtına geçen Zeus abimiz böyle bir şeyi göze alamaz ve thetis ablamızı bir insanla evlendirmeye karar verir ve thetis i peleus abimiz ile evlendirir. Bu evlilikten akhilleus doğar.

İşte her şey bu düğünde başlar. Zeus bu düğünde kimsenin ağzının tadı kaçmasın diye işi gücü fitne fesat olan kavga ve karmaşa tanrısı Eris i düğüne çağırmaz.

Tabi ki fitne fesat tanrısı Eris buna çok kızar ve kavga çıkarmak için bir elmanın üzerine “en güzel olana”yazar. Tutar bu elmayı düğünün orta yerine atar.  3 büyük tanrıça Hera, Athena  ve Afrodit elmayı almak isterler. Tanrıçalar aralarında anlaşamayınca Zeus a başvururlar.

Zeus zeki adam sonuçta bu seçimi yaparsa başına neler geleceğini bildiği için bu seçimi onları sadece fiziksel yünden değerlendirecek bir insanın yapmasının daha doğru olacağını söyleyerek İda dağında çobanlık yapan Paris in  yanına göndermiş onları. Evet doğru düşünüyorsunuz bu o Paris, hani şu milletin karısına kızına göz koyan, akhilleus ve hektor gibi nice büyük yiğidin ölümüne yol açan kişi.(bu da bir sonraki yazının konusu)

Böylece 3 tanrıça Paris in karşısına çıkarlar. Hera ablamız ona sonsuz zenginlik ve tüm Asya’ya hükmetmeyi teklif etmiş. Athena ablamız onu yenilmez bir komutan yapacağını vaat etmiş. Erkekleri gerçekten tanıyan Afrodit ablamız ise en hassas noktadan vurmuş ve dünyanın en güzel kızını ona aşık edeceğine söz vermiş(vermez olaydı). Tanrıçaların karşısında böyle eğilip bükülmelerin keyifle izleyen Paris elmayı Afrodite vermiş

Diğer 2 tanrıça ona düşman olunca bir de Afroditin vaat ettiği kadın Menelaus un karısı kraliçe Helen olunca işler Truva savaşına kadar gidiyor neyse onu da bir sonraki yazıda anlatacağım merak etmeyin…

!!!Bu yazıda kimsenin inanışına hakaret etmek istenmemiştir . Bu yazı sadece mizah amaçlı yazılmıştır!!!
İlgili Bilgiler

Yorumlar için tıkla

Yorumunuzu Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yukarı